Hasankeyften Resimler Manzaralar
Ekim 31st, 2008 by adminKategori Karışık Semtler | Yorum yok »
Türk Folklor Ekibinİlki 2005 yılında düzenlenen “The Flower of the Sun” Uluslararası Folklor Yarışması ve Festivali’ne, İngiltere, İtalya, Güney Kore, Polonya, Moldova, Hollanda, Norveç, Fransa, Finlandiya, Ukrayna, Macaristan ve Letonya gibi ülkeler katılıyor. İstanbul Çağdaş Turizm Folklor G.S.K Ekibi, Litvanya’da düzenlenen yarışmaya 2’si otantik , 2’si koreografi dalında olmak üzere dört farklı yöre ile katılıyor. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar Avrupa’nın farklı ülkelerinden, Tayvan’a kadar yurt dışında birçok kez Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Türkiye’nin ilk kez yer alacağı Litvanya’daki festival ve yarışma da, Türk Halk Dansları’nın ve kültürünün, dolayısıyla Türkiye’nin yurtdışında tanıtımını sağlamak açısından önem taşıyor. Eston Yapı A.Ş.’nin de aralarında yer aldığı sponsorların katkılarıyla festivale ve yarışmaya katılan İstanbul Çağdaş Turizm Folklor Gençlik ve Spor kulubü Derneği, aynı zamanda T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan temin edilecek tanıtım broşürlerinin ve dernek tarafından hazırlanacak tanıtım materyallerinin dağıtılması ile dolaylı olarak Türk Turizmi’ne destek vermeyi de amaçlıyor.
Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »
Cape Town – Güney Afrika Cumhuriyeti
Golden Temple (Altın Tapınak) – Hindistan

Taj Mahal – Hindistan
Canadian Rockies (Rocky Dağları) – Kanada

Uluru – Avusturalya

Chichen Itza – Meksika

Machu Picchu – Peru

Petra – Ürdün

The Pyramids (Piramitler) – Mısır

Venice (Venedik) – İtalya

Maldives (Maldivler)

Great Wall Of China (Çin Seddi)

Victoria Falls (Victoria Şelalesi) – Zimbabwe

Yosemite National Park (Yosemite Ulusal Parkı)

Auckland – Yeni Zelanda

Angkor Wat – Kamboçya

Himalayas (Himalaya Dağları)

Masai Mara – Kenya

Luxor – Mısır

Abu Simbel – Mısır

French Polynesia

Bali

Angel Falls (Angel Şelalesi) – Venezüella

Zermatt – İsviçre
Iceland (İzlanda)

Barbados

Bangkok – Tayland

Dubai

Barcelona – İspanya

San Francisco – ABD

Rome – İtalya

Galapagos Islands (Galapagos Adaları) – Ekvador

Rio de Janeiro – Brezilya

Alaska

Paris – Fransa

Niagara Falls (Niagara Şelalesi) – ABD

New York – ABD

Sydney – Avusturalya

Las Vegas – ABD
Great Barrier Reef (Büyük Mercan Kayalığı)
Hawaii

Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »
Çatalhöyük (İnsanlığın bilinen ilk yerleşim yeri)
Çatalhöyük, Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, ilçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J. Mellaart tarafından keşfedilmiş, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepenin batı yamacında yapılan araştırmalar neticesinde, 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarına tarihlenmektedir. Stil kritiği yolu ile yapılan bu tarihleme, C 14 metodu ile de doğrulanmış bulunmaktadır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir.
Çatalhöyük’teki yerleşimin, yani şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlardadır. Dörtgen duvarlı evlerin duvarları birbirine bitişiktir. Ortak duvar yoktur, her evin kendi müstakil duvarı vardır. Evler ayrı ayrı planlanmış ve ihtiyaç duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım düz damlar üzerinden olmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur duvarları niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Evlerin temel derinlikleri azdır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır. Bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten merdivenle olmaktadır. Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön kısımlarında taban döşemesinden yüksekliği 10-30 cm. arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen nişler bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara nazaran daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise orijinal boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara aplike edilmiştir. Bunların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. Çatalhöyük’te duvar resimleri en erken 10. en geç 11. tabakada bulunmuştur. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. tabakalara aittir. Bu resimler paleolitik insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak devamıdır. İnanç olarak avın bereketi için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür.
Duvarlara resmedilmiş olan akbabalar tarafından parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme adetleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalar tarafından et kısmı yenerek temizlenen kemikler toparlanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki şekillerin altına gömülürdü. Şekiller altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölü hediyesi olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletlerden taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur. Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler bize ana tanrıça kültürünün (tapınma) başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu heykelcikler 5 ila 15 cm. arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar vaziyette tasvir edilmişlerdir. Bu özellikleri bolluk ve bereketi temsil etmeleri nedeniyledir. Çatalhöyük’te ele geçen alet ve malzemelerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve mukaddes hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük’te kullanılan en önemli malzemelerdir.
Çatalhöyük’te 1996 yılına kadar kazı yapılmamış; bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara devam edilmiştir. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bunların bir kısmı teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.
Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »





Balıkesir Adının Kökeni:
Balıkesir dolaylarında ilk defa adı geçen şehir Agiros (Achiraus)’dur. Daha sonraları İmparator Hadrianus burada bir şato yaptırmış, Paleo diye şöhret kazandırmıştır. Sonradan burada kurulan şehre, bu isimden bozma olarak “Balıkesir” dendiği bir çok tarihçilerce kabul edilir.Bir söylentiye göre de bu havalinin bal’ı kesir(çok) olduğundan burada kurulan şehre “Balı-kesir” denmiştir.Balıkesir adının, bölgeyi zapteden İranlı Devlet adamlarından Balı- Kisra’nın adından geldiği veya Polikayseros’ dan bozma olduğunu söyleyenler de vardır.Bazı tarih ve coğrafya kitaplarında Balıkesir’in yerinde “Balak Hisar” veya “Balık Hisar” yazılır. Türklerin Orta Asya’nın bir hatırası olarak, burada kurulan şehre Balık Hisar (Hisar Şehri) demiş olmaları akla gelebilir Fakat bunu ispat etmek mümkün değildir.İbni Batuta ve diğer arap kaynaklarına göre , Balıkesir şehri Karesi Bey tarafından kuruldu.Karesi Vilayeti, 2.Meşrutiyetin ilanına müteakip, müstakil mutasarrıflık haline getirildi. 1923 yılında, bir kanunla Karesi deyimi kaldırılarak “Balıkesir” sözü aynı zamanda Vilayetin de adı oldu.



Balıkesir Yöresinin Tarihi:
Balıkesir, çok yönlü özelliklere sahip olması ve coğrafi konumu sebebiyle, tarih boyunca bir çok kavimlerin yerleşim bölgesi olmuştur.Bölgede bilinen yerleşim zamanı, Yortan kazılarında ortaya çıkan bilgilere göre, M.Ö. 3200 yıllarına, ilk tunç çağına uzanır.İvrindi çevresinde bulunan yerleşim yeri paleolitik çağdaş kalmadır.Havran bölgesinde yapılan araştırmalar, bilinmeyen en eski çağlara ışık tutmaktadır.Bu devirden sonra, Marmara ve Ege sahillerine yerleşen pelasg kolonileri ise M.Ö. 2000′lere dayanır.
Homeros destanlarında anlatılan Troya savaşlarında, Troyalıların yanında Mysialılarında bölgede yerleşmesiyle bölge Mizya (Mysiat) diye anılmaya başladı. Fakat Mizyalılar burada bağımsız devlet kuramamış ardından bölgeyi,ülkelerini kıyılara kadar genişleten Hitiler ele geçirmişlerdir.(M.Ö. 1660) Mysia Bölgesi Hititlerden sonra sırasıyla Friglerin, Lidyalıların, İranlıların, Büyük İskender’in, Bergama krallığının ve Romalıların egemenliği altına girmiştir.Helenistik çağda yörede pekçok şehir devleti kurulmuştur.Bunlardan bazıları günümüzde de antik isimlerini korumaktadır.
Adremyteion (Edremit), Pendoramus (Bandırma), Ertekta (Erdek) gibi.Mysia’daki şehirdevletlerinin en önemlisi Kyzikos’tur.İlk çağlarda bütün bölge Perslerin istilasına uğramışsa da akıllı politika ve yerinde tedbirlerle Kyzikos Roma çağına kadar bağımsız ve imtiyazlı olarak önemini korumuştur.Bölge VII.yy’dan itibaren Müslümanlar tarafından tanınmaya başlandı.İstanbul’u iki defa kuşatan İslam Orduları Mysia’dan geçtiler.1071 Malazgirt zaferinden sonra Selçuklu Türkleri Anadolu’ya hakim olmaya başladılar.Batı Anadolu’da Bizans karşısında olan Selçuklu uç beylerinden birçoğu bağımsız beylikler kurdular.Bunlardan Kalemşah Beyin oğlu Karesi Bey’de Mysia ve dolaylarında Karesi Beyliğini kurarak Balıkesir’i kendisine merkez yaptı.Kısa zamanda Kyzikos ve Biga dışında Çanakkale Boğazına kadar bütün bölgeyi ele geçiren Karesi oğulları kurdukları donanma ile defalarca komşu beyliklerle birleşerek Trakya ve adalara akınlar yapmışlardır.Daha sonra Osmanlıların egemenliğine giren Karesi, merkezi Kütahya olan Anadolu beylerbeyliğine bağlı bir sancak merkezidir.
DASKYLEION ANTİK KENTİ:
Daskyleion’ un kelime anlamı “Daskylos’un Yeri” demektir. Damaskus’lu Nikolaos’ dan öğrendiğimize göre, M.Ö.7.yy başlarında hanedan kavgaları nedeniyle Lidya’dan sürgün edilen efsanevi Lidya kralı Daskylos, bugünkü güney Marmara Bölgesi’ne antik adıyla Hellespontos Phrygia’sına gelmiş ve burada göl kıyısına yerleşmiştir. Yerleşim “Daskyleion” adını alınca gölde “Daskylitis Limme” olarak anılmaya başlamıştır.

Günümüzden 2500 yıl önce, M.Ö. 547 yılından itibaren “Anadolu’da Genel Valilik Merkezleri” oluşturan Persler, hem Hellespontos’a yakın hem de yaban kuşlarının ve balığın bol olduğu bir göl kıyısında verimli topraklara sahip, bugünkü Kuş Gölü’nün güneydoğusunda, konumlanmış Daskyleion’ da (bugünkü adıyla Hisartepe) bir satraplık merkezi kurmuşlardır.

Daskyleion’un lokalizasyonu ilk kez 1952 yılında, Alman bilim adamı Kurt Bittel tarafından yapılmıştır. Bittel’in Bandırma’nın 30km. güneyinde, Kuş Gölünün güney doğusunda, Ergili Köyünün 2km batısında yer- alan Hisartepe üzerinde Daskyleion’un yer aldığını saptamasından sonra, 1954 yılında, Ekrem Akurgal kazılara başlamıştır. 1960 yılına kadar devam eden Akurgal, kazılarında ele geçen buluntular arasında yer- alan 500 adet Bulla’ların (mühür) bazıları üzerinde Xerxes adının bulunması, Pers Satraplık Merkezi’nin Hisartepe’ de yer aldığını arkeolojik verilerle kanıtlamıştır.1960 yılında ara verilen kazılara, 1988 yılında Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Tomris Bakır Başkanlığı’nda yeniden başlanmıştır. Kazılara halen devam edilmektedir. Daskyleion Kazılarında ele geçen buluntular Bandırma Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
ANTANDROS ANTİK KENTİ :
Antandros Antik Kenti, Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’ nin 4km. doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde, Pelasg’lar tarafından kurulmuştur. Adramytteion (Burhaniye-Ören) – Assos (Behramkale) yolu üzerinde askeri bakımdan stratejik bir konuma sahip olan kentin, M.Ö. 10.yy’ da kurulduğu düşünülmekle birlikte, çok yakınında bulunan Assos’ un M.Ö.2.bin yıllarına kadar inen tarihinden Antandros’ un da bu tarihlerde iskan görmüş olması mümkün görülmektedir.




Antik yazar Strabon, Leleg kavminin Bababurnu’ ndan (Lekton) İda dağına kadar olan bölgede yerleştiklerini belirtmektedir. Önce Thrakialı Mysialılar’ ın yerleştiği bilinen bölge, M.Ö. 7.yy’da Limni üzerinden gelen Aioller tarafından iskan edilmiştir. Pelasgların da bu tarihlerde Antandros’a yerleştikleri antik kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Antandros’un bir Pelasg kenti olduğunu, tarihteki Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra Pers kralı Dareios’un komutanı Otoneis’in Antandros’u zapt ettiğini ve Kserkeses ordusunun Yunan seferine giderken kentin yanından geçtiğini Heredot’tan öğrenmekteyiz.Anadolu’da araştırmalar yapan Henri Kiepert kitabında Antandros’un akropolünün Altınoluk – Avcılar arasında Yarmataş olarak bilinen 215km. rakımlı tepede bulunduğunu ve kentin doğuya doğru yayıldığını ifade etmektedir.

Kentin nekrolpolü ise Yarmataş Tepesi’nin 2km daha batısında yer almaktadır. Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve 1989-1996 yılları arasında kurtarma kazıları yapılmıştır. 2001 yılında Balıkesir Müze Müdürlüğü Başkanlığı’nda ve Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat’ın Bilimsel Danışmanlığı’nda başlatılan ve halen devam eden Müze kazılarında, M.Ö. 7-2.yy arasında kullanıldığı anlaşılan nekropolde, arazinin eğiminden faydalanılarak üst üste iki ve üç kat olarak yerleştirilen lahit mezarların yanı sıra kremasyon (ölü yakma) ve direk toprağa gömü şeklinde bir çok gömü yapıldığı görülmüştür. Bu mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi’nde sergilenmektedir.Kaçak kazılar sonucu ortaya çıkan Roma dönemine ait bir taban mozaiği çevresinde yapılan sistemli kazılar sonucunda M.S.1.yy tarihlenen ve duvarlarında fresk bulunan, taban döşemeleri mozaikli bir zengin evi bulunmuştur.
KYZIKOS ANTİK KENTİ :
Kyzikos Antik Kenti, Erdek İlçesi’nde Erdek ve Bandırma körfezlerini birleştiren bataklığın hemen kuzeyinde, Bağfaş fabrika alanından başlayarak Düzler, Çeltikçi, Belkıs, Yukarı Yapıcı, Hamamlı, Aşağı Yapıcı köylerini içine alan geniş bir alanı kapsamaktadır.
Antik çağda Propontis olarak bilinen yörede, M.Ö. 8.yy’da Milet Kolonileri tarafından kurulan şehir, adını Argonatlar efsanesinde adı geçen Kral Kyzikos’tan almıştır.M.Ö.4.yy’ da bağımsızlığını ilan eden kent Hellenistik ve Roma dönemlerinde altın çağını yaşamıştır. M.S.543’te meydana gelen depremden sonra kentin terk edildiği ve halkın Erdek’e (Arteka) yerleştiği bilinmektedir.Antik çağın en önemli tapınakları arasında sayılan Hadrian Tapınağı, kenti çevreleyen sur kalıntıları, şehir kapılarından biri, akropol, amfitiyatro, tiyatro, sur dışındaki Parmos-Trakisas-Khytos limanlarına ait kalıntılar, üç adet agora, Roma hamamları, şehir meclis binası ve Metroon’a (ana tanrıçaya adanmış tapınak) ait kalıntılar kentin zenginliğini ve önemini gösteren yapılardır.
Kentte ilk araştırmalar 1952 yılında yapılmıştır. Prof.Dr. Abdullah Yaylalı tarafından 1989 yılında başlanan bilimsel kazılar, 1998 yılında sona ermiştir. Kyzikos Antik Kenti günümüzde kaçak kazılarla talan edilmekte olup, Balıkesir Müze Müdürlüğü’nce kazı çalışmalarına yeniden başlanabilmesi için girişimlerde bulunulmaktadır.
ADRAMYTTEION ANTİK KENTİ :
Adramytteion Antik Kenti bugünkü Burhaniye İlçesi’nin 2km kadar batısında bulunan Karataş Mevkii’nde, Ören Tepe’ yi de içine alan geniş bir alanda Pelasglar tarafından kurulmuştur. Strabon’a göre kenti yeniden imar eden Lydia prensi Adramis buraya Atina’dan kovulan Delos Adası sakinlerini yerleştirmiştir. Daha sonraları ise Aiolis ve Lesbos’ tan gelenler ile Adramytteion sakinleri arasında mücadeleler olmuştur.

M.Ö. 546 yılında Lidya krallığının Perslere yenilmesi sonucunda kent Daskyleion satraplağına bağlanmıştır. Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra sakinleri öldürülen ve yıkılan kent harap duruma gelmiştir.Antik Mysia bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olan kent, kendi adına sikke basabilme yetkisine sahipti. Kent adına basılmış bir çok sikke günümüze kadar ulaşmıştır.
Kuvâ-yi Milliye Müzesi:
Pazartesi hariç mesai saatlerinde açıktır.
Telefon No: 0.266.24 33 181/Faks: 245 30 27
Müze oluncaya kadar,eski belediye binası olarak kullanılan bina, 18 Mayıs 1919 ‘da Balıkesirlilerin toplanarak silahlı mücadele kararının alındığı ve Kuvâ-yi Milliye ateşinin parladığı bu bina uzun yıllar 2. Kolordu Komutanlığı’na ve Ali Hikmet Paşaya karargâh vazifesi görmüştür. İzmir Şimal Cepheleri Heyeti’nin çalışma merkezi olmuştur. Konağın kompleksi içinde bulunan ve 1913 yılında “Okuma Yurdu” olarak açılan ve yine 18 Mayıs 1998’de “Milli Mücadele Tarihimiz Kitaplığı” olarak hizmete giren binada 6 Şubat 1923 tarihinde İlimize ilk gelişlerinde Büyük Atatürk ‘ü de misafir etmiştir.2 kata yayılan seksiyonlardan oluşan Kuvâ-yi Milliye Müzesi’nin 120 m2’lik zemin katında ; Balıkesir Kuvâ-yi Milliye’ sinin kurulmasında öncülük etmiş 41 Bayrak Adam ’ın aldıkları yazılı kararlar, 5 adet Kongrenin Kararları, bu kahramanların özel eşyaları, fotoğrafları ile Atamızın Balıkesir’e gelişlerinde çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir. 2.Katında ise ilimizde ortaya çıkan arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir.
Tahtakuşlar Etnoğrafya Müzesi:
Haftanın her günü açıktır.
TEL: 0.266.3873340
www.etnografya-galerisi.com
www.tahtakuslar.8m.com
Akçay’dan 6 km. sonra Çamlıbel yoluna girdiğimiz de sol yol sizi Tahtakuşlar’a , sağ yol ise Çamlıbel’e ulaştırır.Takiben 1-2 km. sonra Tahtakuşlar Köyüne girdiğinizde Etnoğrafya Galerisi karşınıza çıkar. Alibey KUDAR tarafından kurulan galeri,1991 yılında açılan Türkiye’nin ilk ÖZEL ETNOĞRAFYA MÜZESİ ile 1992 yılında açılan ve Türkiye’de ilk kez bir köyde kurulan sanat galerisidir. Galeride, Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Türk boylarının ilginç ve özgün kültür varlıkları, giyim, ev eşyaları, aletleri, halıları ve çadırları her türlü sanat yapıtları, yazmalar, kolyeler, nazarlıklar…vb. ile dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağası yıl boyunca sergilenmektedir.
Sıdıka Erke Etnoğrafya Müzesi:
Pazartesi hariç 9.00-12.00-13.00-1700 saatleri arası açıktır.
Tel:0.266.3741718
Edremit Belediyesi tarafından kurulan müzede; Kuvâ-yı Milliye odası, geleneksel Türk ev adaları,el yapımı eserler, eski silahlar sergilenmekte olup, Müze Yunus Emre Parkının hemen yanındadır.
Bandırma Arkeoloji Müzesi:
Müze pazartesi günleri hariç,hafta sonları da dahil olmak üzere her gün saat 09 00-16 00 arasında ziyarete açıktır.
Tel No: 0 266 714 82 71 – 715 41 38
1989 yılında Bandırma Belediyesi’nden alınan arsayla Bandırma Müzelerini Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından müze binasının yapımı planlanmış ve 1992 de inşasına başlanmıştır.1993 yılında su basmanı seviyesine gelindiğinde ise inşaat Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir. İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ nün kontrolörlüğünde 1995 yılından itibaren çalışmalara devam edilmiştir.Bandırma Arkeoloji Müzesi, Ziraat Bahçesi olarak da bilinen Atatürk Parkı’nın yanında yer almaktadır. Bandırma-Erdek,Çanakkale, İzmir yolunun kesiştiği noktanın yaklaşık 200 m. yakınında bulunması tatillerini bu yörede geçirmek isteyenlerin müzeyi ziyaretini kolaylaştırmaktadır.22 km lik mesafede bulunan Erdek,30-35 dakika uzaklıktaki Gönen ve Manyas, yaklaşık 35 km uzaklıktaki Susurluk Ilıcaları, Edremit, Akçay, Altınoluk, Çanakkale-Assos v.b. görmek için deniz yoluyla Bandırma’ya gelen tatilcilerin kullanmak zorunda olduğu güzergah üzerinde bulunan Bandırma Arkeoloji Müzesi, Liman İşletmeleri’nin ve Toprak Mahsulleri Ofisi binasının arkasında konumlanmıştır. Özel aracı olmayanlar için de İstanbul Deniz Otobüsleri İşlemesi’nin ön kısmında yer alan taksi dolmuş ve dolmuşların bulunduğu durakta 15-20 dakika arayla müzeye dolmuş seferi düzenlenmektedir.Şehrin batısında kalan müze, şimdilik yerleşim alanının biraz dışında bulunmaktadır. Ancak hızlı bir gelişim gösteren şehir ve bu gelişime bağlı olarak artan nüfusla, kısa zamanda yerleşim alanı içinde kalacaktır.
Bigadiç Müze Ve Kültür Evi:
Pazar ve Pazartesi günleri tatil olup diğer günler 08.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.
İrtibat Telefonu : (0 266) 614 28 38
1942 Bigadiç depremi sonrasında Tekel İdaresi için yapılan ve 1930-1940 yılları arasında yaşanan Akılcı-İşlevci Mimarlık Akımı örnekleri arasında sayılan özellikli bir yapı, Kaymakamlığımız öncülüğünde, Belediye ve ÇEKÜL “Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma” Vakfı işbirliğiyle ÇEKÜL Vakfı tarafından hazırlanan Röleve ve iç mimari plânlarına uygun olarak İstanbul Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün katkılarıyla ve Belediye imkânlarıyla yeniden düzenlenerek müze ve kültür evi haline getirilmiştir. Müzede: a)” Kuvâ-yi Milliye Hareketi” içinde özel yeri olan Balıkesir’in Bigadiç ayağına ilişkin ” Kuvâ-yi Milliye Bölümü”; b)Arkeoloji Bölümü; İlçe merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Ancyra antik yerleşimine ait kalıntılar; c)Etnografya Bölümü; Son 200-300 yıllık zaman kesitinde günlük yaşama dair öğeler bulunmaktadır. Ayrıca 96 m2 büyüklüğünde 90 kişilik toplantı, seminer vb etkinlikler ile resim, fotoğraf vb. sergiler için kullanıma uygun çok amaçlı bir salon bulunmaktadır. Müzenin açılışı 1 Aralık 2001 tarihinde Çekül Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’in de katılımıyla Sayın Utku ACUN tarafından yapılmıştır.
Gönen Mozaik Müzesi:
Gönen Termal Tesisleri yanındadır. Üstü örtülü alandaki müzede, taban mozaiği ile çevresinde derlenmiş olan Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserleri bulunmaktadır.
Saraylar Köyü Açık Hava Müzesi:
Marmara İlçesindeki Bizans döneminden kalan eserlerin bulunduğu müze, Marmara’ya 25 km uzaklıktadır.
Edremit Körfezi’nin Kuzeyinde bulunan Kaz dağları 21.300 hektarlık alanıyla deniz ve yeşilin tarihi dengeler ile doğanın kucaklaştığı zengin fauna ve florası ile ülkenin görülmeye değer yerlerindendir. Kazdağlarına ilçenin dört noktasından ulaşılabilir. Bunlar Zeytinli, Kızılkeçili Köyü, Güre Köyü ve Altınoluk istikametinden çıkan orman yollarıdır.

Ulaşım: Milli Park alanına, Balıkesir’den 230 nolu, Çanakkale’den 24 nolu karayolu ile ulaşılmaktadır. Saha, Çanakkale’ye 123 km.,Balıkesir’e 92 km. mesafededir.
Yörenin Tarihçesi: Kazdağı tarih öncesi yıllarda da çeşitli medeniyetleri barındırmış muhtelif tarihlerde kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa Şehri, Anderia şehri, Antandros şehri, Adramytteion şehri, Astrya şehri, Gargara şehri gibi şehirler kurulmuş bunlardan bir çoğuda Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.
Homeros İlyada’sında İda Dağı ( Kazdağı ) için ‘Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası’ diye bahsetmektedir. Kazdağı’nın heryerinden kaynaklar çıkmaktadır. 1500 mt rakımda dahi yaz kış suyu olan kaynaklar mevcuttur. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kazdağları’ ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahinderesi boğazı civarı oksijen çadırı şeklinde ifade edilmektedir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.
İda Dağı (Kazdağı), dünyada mitoloji ve efsaneler Dağı olarak bilmektedir. Kazdağlarındaki üç efsaneden biri Yunan efsanesi (İlyada) diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’ nin aşk öyküler olan iki Türk efsanesidir.Yunan Mitolojisinde Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Troia savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.

Özelliği: Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesini birbirinden ayıran,antik çağlarda “İda Dağı” olarak anılan Kaz Dağı, Biga yarımadasının en yüksek kütlesidir.

Kaz Dağının üzerine yerleşmiş, kuzey-güney istikametine uzanan derin vadi ve kanyonları, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel arzetmekte, özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik ana kaynak değerini oluşturmaktadır.
Hayvan Türleri: Ayı, Karaca, Yaban Kedisi, Su Samuru, Sincap,Yarasa, Kirpi, Tavşan, Porsuk, sansar, Tilki, Yaban Domuzu, Kartal, Doğan, Atmaca,Şahin, Keklik, Tahtalı, Çulluk ve Balık cinsleri, Alabalık ve sazan türleri bulunmaktadır.
Bitki Örtüsü: Üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda Karaçam, Kayın, Göknar asli ağaç türleridir. Kestane Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları bulunmaktadır. Alt tabakada Sistus(Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile Kekik, Adaçayı, Sumak gibi tıbbi bitkiler açısından da çok zengindir.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkın bitki zenginliği ve doğal peyzaj değerlerini sunduğu vadilerde düzenlenen günübirlik kullanım alanlarında, günübirlik rekreasyonel hizmetler sunmaktadır.
Milli Park mahalli yetkilerinin göstereceği kontrollü noktalarda çadırla ve karavanla konaklama yapılabilir.

Balıkesir’in iki denize kıyı vermesi, Marmara ve Ege Denizi’ndeki Adaları ile ilde yoğun bir şekilde mevsimsel olarak yaz dönemi içerisinde deniz turizmi yaşanmaktadır.
AYVALIK İLÇESİ :

-Sarımsaklı Plajları : İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. 7 km uzunluğunda 100m. eninde bir kumsala sahip plaj; birçok konaklama tesisine, kafeteryaya özellikle deniz mahsulleri satan restoranlara ve gazinolara sahiptir.
-Şahinkaya(Badavut): Sarımsaklı plajlarının devamı olup, ince ve temiz kuma sahiptir.
-Altınova : Ayvalık ilçesinin şirin bir bucağı olan Altınova, temiz sahillere sahiptir. İlçe merkezine 13 km. olan belde, piknik ve gezi yerleri ile orman içinde dinlenmeye olanak sağlamaktadır.
-Ali Çetinkaya(Armutçuk): İlçenin kuzey kıyısında temiz,ince kumu ile halka açık bir plajdır.
-Duba Mevkii: Alibey Adası yolu üzerindedir.
-Alibey Adası (Cunda): İlçe merkezine karayolu ile 8 km. uzaklıktadır. Adanın çevresi doğal plajdır. Balık lokantaları ile ünlüdür.
BANDIRMA İLÇESİ :
Kapıdağ’ın Bandırma’ya bakan sahillerinde doğal ve geniş kumsallar bulunmaktadır. Bunlardan Kocakum ve Tanaça mevkiindekiler ünlüdür.
EDREMİT İLÇESİ :


-Akçay : Edremit’e 10 km uzaklıktadır. Sahil şeridi olup, kısmen çakıllıdır. Her yerinden fışkıran tatlı , soğuk suları ve artezyenleri ile ünlüdür.
-Altınoluk : Edremit’e 28 km. mesafededir. Oksijen deposu özelliğini taşıyan yörede çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanları bulunmaktadır.
ERDEK İLÇESİ :


Çakıllı olmayan altın renkli kum şeridinin baştan başa sardığı Erdek sahilleri Türkiye’nin en güzel tabii plajlarındandır. Plaj, Edincik altlarından başlayıp Çuğra’ ya kadar uzanır. Sahillerin hemen hemen tamamında konaklama tesisleri ve kamplar bulunmaktadır. Narlı, Ocaklar, İlhan,Turan ve Ormanlı köyleri de tabii kumsallarla çevrili plaj yerleridir.
BURHANİYE İLÇESİ :

-Ören : İlçe merkezine 4 km uzaklıktadır. Sahillerinin tamamı temiz, tabii ve ince kumludur. Öğretmen evleri ve İskele Mevkiinden de denize girilebilmektedir.Yaklaşık 10 km. uzunluğundaki bu kumsalların eni 30-60 m. arasındadır.
GÖNEN İLÇESİ :

Gönen’e 26 km. mesafede tabii kumsalları ile ünlü Denizkent, konaklama tesisleri lokantaları ve gazinoları ile güzel bir tatil beldesidir.
Kategori Karışık Semtler | Yorumlar Kapalı
Assos’a (Behramkale) adımınızı attığınız ilk andan itibaren etrafınızı saracak güzelliklerden yalnızca birkaçı olarak sayılabilir. Assos’u çevreleyen bu büyü ünlü filozof Aristo’yu (Aristotale) da etkilemiş olacak ki, burada bir felsefe okulunun kurulmasına vesile olmuş ve hayatının 3 senesini Assos’un huzur dolu ortamında geçirmiş.
Önce Midilliler yerleşmişler buraya, daha sonra Persler ele geçirmişler Assos’u ve neti yağmalamışlar. Ardından İskender Perslerle savaşıp şehri ele geçirmiş ve sırasıyla Romalılar, Bizans hüküm sürmüşler bu şehirde ve en son 1330′da Osmanlı egemenliği altına girmiş bu tarihi yer. Athena Tapınağı.M.Ö. 6 ıncı yüzyıla tarihlenir. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi’ni koruyucu özelliğine bakan bu Dorik tapınak eski ihtişamı ile restore edilmiştir. Assos Atina tapınağı Anadoludaki en eski Dorik tarzdaki tapınakların başında gelir.Assos’ta deniz ürünleri dışında da tatlar da bulabilirsiniz. Halis zeytinyağı ve bu zeytinyağıyla pişirilen yemekleri denemenizi tavsiye ederiz. Peynir helvası, yoğurt, ayran, tereyağı, beyaz peynir, kaşar peyniri gibi süt ürünlerinden tadabilir ve dönüşte satın alabilirsiniz.
Plajın üstünde ve yanında bulunan kafelerde fastfood yiyecekler satan yerler de bulubilirsiniz. Sokakağzı sahilinde mantıcı, pizzacı ve çay bahçeleri bulunuyor
Dönüş yolunda, yöre halkından , yörenin kendine özgü tarhana, erişte, yağlı peynir, tereyağı, çam balı ve çeşitli meyve-sebzelerinden satın alabilirsiniz.
Her gün, saat başı Çanakkale’den Ayvacık’a otobüs mevcut. Ayvacık’tan Assos’a ise minibüs ile ulaşıyorsunuz
Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »