Assos Tanıtımı Resimleri

Eylül 9th, 2009 by recep

Assos Tanıtımı Resimleri

Deniz, kum ve insanı büyüleyen tarihi yönüyle Assos size unutulmaz bir tatil olanağı sunuyor. Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde M.Ö. 1000 li yıllardan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık 3 bin yıldır yaşamını sürdüren bir yerleşim yeri. Dünyada antik şehir kalıntısı içinde yaşamaya devam eden bir köydür Assos. Gittiğinizde size sadece sakin bir tatil değil aynı zamanda tarihe tanıklık etmiş ve geçen onca zamana direnmiş tarihi dokusuylada sizi büyüleyecek konumdadır.
Assos’a gittiğinizde sadece denize girip güneşlenmek dışında  gezebileceğiniz bir çok yer var. Hatta  gezecek yerleri bitirmeden tatilinizin bitebilmesi için endişelebilir ve orada yaşayan halkın ne kadar şanslı olduğunu düşünerek buradan ayrılabilirsiniz.
Behramkale köyüne gidip buradaki tarihi evleri gezmek, Assos limanına inip restore edilmiş yerleşim yerlerini görmek,
Assos kalıntılarının en önemli yapıları olan Athena ve Agora tapınaklarını gezmek, tertemiz denizinde serinleyip kendinizi güneşin ve kumun ellerine bırakmak ve doğa yürüyüşleri yaparak bu şirin yerleşim yerini keşfetmek sadece yapabileceklerinizlerinizden birkaçı.
Athena Tapınağı; MÖ. 530′da, Akropol’ün en yüksek yerine (236 metre yüksekte)kurulmuştur. Assos kalıntılarının en önemli yapısıdır. Dorik üslupta olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatıaltı frizi vardır. Yanlarda 13′er, ön ve arkada 6′şar sütunla çevrili pepiteros planındadır (bir dizi sütunla çevrili). Ege Denizi’nin görkemli manzarasına karşı güneşin batışını seyretmek ise bir başka keyif mutlaka izlemelisiniz.
Agora; Pazar yeri, yani Agora, stoa ile aynı yüksekliktedir. Banyonun doğusundaki açıklıktan insanlar tiyatroyu ve denizi rahatlıkla görebilmekteyken, banyoların bir üst katı da güneyde açık bir sütunlu giriş kapısı olarak tasarlanmıştır. Batıda Pazar-yeri’nin giriş kapısında küçük bir tapınak göze çarpmaktadır. Ve doğuda onun önünde , çok sayıda heykel ve kitabenin çevrelediği “Pedestals” ve önde de konuşmacıların ayakta dikildikleri ” Bema” nın bulunduğu toplantı salonu dikkat çekmektedir. Pazaryerinin geri kalan kısmı ise tamamen Akropolis taşından yapılmış dikdörtgen bloklarla kaplanmıştır.
Bouleuteiron (Meclis); Assos Antik Kentinin Şehir Mecisi Bouleuteiron Agora’nın doğusunda olup kürsü, heykeller, ve küçük anıtsal yapılardan oluşuyor.
Tiyatro;  MÖ: ikinci yüzyılda Agora’nın yakınına kurulmuştur. Son yüzyıla dek tümüyle korunan yapı, günümüzde restorasyon çalışmalarıyla kullanılabilir hale getirilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun olarak, at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde yenilenmiştir.
Behramkale Köprüsü; XIV. yüzyılda Tuzla Çayı üstüne yerel taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli yan gözler 7 metre, orta göz 15 metre yüksekliğindedir densede cay yatağı dolduğu için bu yükseltiyi göremezsiniz. Köprüyü bugün yayalar kullanmaktadır.Yapılan yeni köprü taşıt trafiğine açıktır.Yakın çevresinde oluşan konaklama tesisleri ilginçtir.
Hüdavendigar Camii;  XIV. yüzyılda, I.Murad döneminde, Assos yıkıntıları arasında yüksekce bir yerde kurulmuş  bir yapıdır. Bizans ve Roma dönemi kalıntılarının kullanılmış olması ilginçtir. Alçı mihrabı süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Mihrap nişinin yanlarında sütuncuklar vardır. Ana mekan, 8 köşeli kasnağa oturan bir kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin iki yanı kapalı olup yanlarda basık kemer, ortada uzunlamasına tonozla örtülüdür. Minaresi yoktur.İhtiyaç olduğunda halen camii olarak kullanılmaktadır.
Akropol; erleşim yerlerinde; akropol, hatta en doğrusu acropolis, savaşlarda kadın, yaşlı ve çocukları güvenle barındırmak ve barış zamanında öldurücü ve bulaşıcı hastalık taşıyanları (tifo, kolera, cüzzam, vs.) tecrit etmek için de kullanılan vede ilk zamanlarda hellen topluluklarının başında krallar varken, kralların oturdukları yerlerdir.Erişilemez ya da çok yüksekte olmakla birlikte, çok rahat savunulabilecek,kente tepeden bakan bir kale, ekilebilir toprağıyla değerli bir arazi parçası, bir sığınaktırr.Assos’ta hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3 kilometre uzunluğunda bir surla çevrilidir.Akropolün kuzeyinde iç içe günümüzün Behramkale köyü yer almaktadır.İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.

ULAŞIM: İstanbul-Çanakkale üzerinden İzmir’e doğru giderken Ezine’yi geçip Ayvacık’tan sağa, Behramkale yönüne dönerek Assos’a ulaşabilirsiniz. Ayvacık-Assos arası 18, Çanakkale’den uzaklık ise toplam 95 kilometreyi buluyor. Edremit Küçükkuyu üzerinden gelenler, sahil yoluyla Assos’a gidebilirler. Eğer otobüsle gidecekseniz İstanbul’dan Küçükkuyu’ya bilet alıp, Küçükkuyu’dan sonra taksiyle Assos’a ulaşabilirsiniz.

KONAKLAMA: Assos kalabileceğiniz birden çok alternatif sunuyor size. Oteller, moteller, pansiyonlar, kampingler ve kiralık evler. Bunlardan bazıları;
Assos Evi: TEL: 0286 721 73 77, Dolunay Pansiyon: TEL: 0286 721 71 72, Plaj Pansiyon: TEL: 0286 721 71 93, Assoshan Butik Otel: TEL: 0286 721 74 77, Kadırga Motel: TEL: 0286 721 70 41, Yıldız Hotel: TEL: 0286 721 70 25, Nazlıhan Hotel: TEL: 0286 721 73 85, Kervansaray Hotel: TEL: 0286 721 70 93,  Grand Assos Hotel: TEL: 0286 721 72 73

NE YENİR: Damak tadınıza uygun tüm herşeyi bulabileceğiniz bir yer Assos. Assos Limanı çevresinde bulunan otellerin alt katları restaurant ve barlarla kaplı. Deniz üzerine kurulu teraslarda, bölgenin tüm balıkları yenebiliyor. Sahilde satılan “Waffle” isimli kaymaklı özel bir dondurma de, yörenin spesiyali.


Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »

Büyükada Tanıtımı Resimleri

Eylül 9th, 2009 by recep

Büyükada

Tüm şehir karmaşalarından sıkılıp kendinize masalsı bir tatil armağan etmek isterseniz Büyükada tam aradığınız şey. İstanbulun 9 adasından en büyüğü olan Büyükada size pişman olmadan geçireceğiniz masalsı bir gezi armağan adecektir.
Büyük ada adlar ilçesinin merkezi aynı zamanda da en büyüğüdür. Eski adı Prinkipo’dur. Prinkipo, Yunanca “büyük” demektir. İki tepeden oluşan Ada’nı kuzeyinde İsa Tepesi ( Hristos ) 164 m. Güneyinde ise Yüce Tepe ( Aya Yorgi ) 202 m. yüksekliğindedir.
Aslında Büyükada’ya gitmek için yola çıktığınız andan itibaren sizi masalsı bir tatilin beklediğini farkediyorsunuz. Denizin engin maviliği ve marılar eşliğinde başılıyor yolculuğunuz. Ada’ya ilk vardığınızda tarihi iskelesi ve tertemiz havası karşılıyor sizi. Sol tarafa doğru adanın ünlü balık lokantaları uzanır. Anadolu Kulübü tesislerine uzanan sağ taraftaki yolda çay bahçeleri ve balıkçı barınağı yer alır. Birahanelerin, midye tavacıların ve cafelerin dizildiği karşınızdaki yol sizi çarşıya sokar. Burada yapabilecekleriniz o kadar çok ki zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile. Yapmanız gereken Büyükada’yı bir an önce keşfetmek.
Büyükada’yı gezebilmek için alternatifleriniz çok fazla. Ada’da motolu taşıtlara izin verilmiyor. Şehrin gürültüsünden uzakta sakin zaman geçirmeniz için ideal bir yer burası. İsterseniz bisiklet kiralayıp adayı bisikletle gezebilirsiniz ya da büyük ve küçük tur seçeneklerinden birini tercih edip fayton kiralayarak gezebilirsiniz. Seçim sizin isterseniz hiçbirini seçmeyip yürümeyi tercih edebilirsiniz ama hangisini tercih ederseniz edin buraya geldiğiniz için asla pişman olmayacaksınız.
Büyükada’nın birçok yerinden denize girilebiliyor. burada 4 tane pilaj bulunuyor ama yapacaklarınız sadece denizle sınırlı değil. Eğer film izlemek istiyorsanız Büyükada’da 2 tane yazlık sinema var. Bu sinemalar yaz sezonu boyunca açık olup akşamları saat 22.00 de gösterime başlarlar. Genellikle her gün ayrı bir film gösterilir. Tarihi dokusunu görmek isterseniz camii, kilise ve manastırlar çok sayıda var. Aslında gezebileceğiniz o kadar çok yer var ki eğer günübirlik gelmişseniz zamanın yetmeyeceği endişesine kapılabilirsiniz. Gezebileceğiniz bazı yerler;
Dil Burnu; Büyükada’nın batısında yer alan Dil Burnu 500 m. uzunluğunda 100 m. genişliğindedir. Kuzeyinde kalan kısımda Nizam (Değirmen) Koyu güneyinde ise plaj ve tesislerin bulunduğu Yörük Ali Koyu bulunmaktadır. Yaz aylarında Ada’ya günübirlik gelenlerin en çok tercih ettikleri yerlerden biridir. Çam ağaçlarının altında piknik masaları vardır.
İskele Binası; Bu bina Osmanlı Neo-Klasik akımın Büyükada’daki temsilcisidir. Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte bu uslubun temsilcilerinden olan ve Bostancı ile Moda iskelelerini de yapan Mimar Vedat Tek olduğu tahmin edilmektedir. Yapım tarihi 1914 tür. Çinileri Kütahyalı Mehmed Emin Efendi tarafından yapılmıştır. 1999-2001 yıllarında restorasyon uygulanmıştır.
Hamidiye Camii; Ada Camii sokağında yolun üzerinde kalan bir bahçe içindedir. Mimari açıdan eklektik bir yapıdır. II. Abdülhamid’in emri ile 1895 yılında inşa edilmiştir. Kesme küfeki taştan yapılmış olup iki katlıdır. Alt katı o yıllarda henüz okulu olmayan Türk çoçukları için okul olarak yapılmış sonra okul başka binaya taşınınca alt kat mescit olarak değerlendirilmiştir. Cami mekânı kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Mihrap ve duvarlar çini taklidi nakışlarla süslüdür. Minaresi kesme küfeki taştan yapılmış olup tek şerefelidir.
Aya Yorgi Manastırı; Yüce Tepe’de bulunan manastır Patrikhane kayıtlarına göre inşa tarihi 1751′dir. Bu tarihte yapılmış olan küçük kilise şapel ve dua yeri eski kilise diye bilinir ve iki katlı kiremit örtülü küçük bir yapıdır. Tepede çan kulesinin hemen arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesidir ve 1905 de inşa edilmiş 1909 yılında açılışı yapılmıştır.
Aya Nikola Manastırı; Manastır Karacabey Koyu nun kuzeye bakan yamacında kuruludur. Bizans döneminde asıl manastır ve kilise deniz kenarında kurulu idi. Zamanla bu manastır yıkılıp denize göçünce XVI. yy. da şimdiki yerinde küçük bir kilise olarak yapıldı. 1894 deki büyük depremde yıkılan Heybeliada Ruhban Mektebini ni yeniden inşa ettiren banker Stefanovik artan malzeme ile de Aya Nikola manastırını yaptırmıştır.
Hriston Manastırı; Ada’nın ikinci yüksek tepesi olan İsa Tepesi nde kurulu olan ve aslı belki Bizanslılar dönemine dayanan bu manastır 1597 yılında Patrik Meletios Pigas tarafından yeniden kurulmuştur. 6 Ağustos yortu günüdür. Bir anlamda bağ bozumunu sembolize etmektedir. O gün gelen ziyaretçilere papaz tarafından (bir zamanlar) üzüm ikram edilirmiş.
Panaiiya Kilisesi; Bir kapısı çarşı caddesine diğer kapısı arabacılar meydanına açılır. Panagiya Kiliseleri Meryem Ana adına yapılır ve üç yortuya atfedilir. Meryem Ana nın doğumu (26 Ekim) Meryem Ananın mabede girmesi (21 Kasım) Meryem Ananın ölümü (15 Agustos). Adadaki büyük kilise de Meryem Ana nın ölümüne adanmıştır ve bulunduğu yer Ada nın eski mezarlık alanıdır.

ULAŞIM: Ada’ya ulaşım vapur ve deniz otobüsleriyle yapılıyor. Sirkeci, Kabataş, Kadıköy, Bostancı ve Kartal iskelelerinden vapur seferleri yapılıyor ayrıca Kabataş’tan, Sirkeciye ve Eminönü’nden yaz aylarında bütün adalara deniz otobüsü var.Kabataş kadar sık olmasa da Bostancı’dan da Büyükada’ya deniz otobüsleri çalışıyor.

KONAKLAMA: İdeal Pansiyon: TEL: 0216 382 68 57, Club Mavi: TEL: 0216 382 60 75, Aya Nikola Butik Pansiyon: TEL: 0216 382 41 43, Saydam Planet Hotel: TEL: 0216 382 26 70, Hotel Splendıd Place: TEL: 0216 382 69 50

NE YENİR: Büyükada’da birçok sayıda balık lokantaları, cafe, pastahane var. Dilediğiniz herşeyi burada bulabilmeniz mümkün.



Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »

Heybeliada Tanıtımı

Eylül 9th, 2009 by recep

Heybeliada
Sakin bir tatil, mavi ve yeşilin tam anlamıyla buluşma noktası Heybeliada. İstanbul Adaları içerisinde Büyükada’dan sonra 2. büyük adası Heybeli ada. Tam bir sakinlik ve huzur Adası olduğu söylenebilir. Şehir karmaşından uzak, araç trafiğine kapalı ve mutlaka gidip görülmesi gereken bir yer.

Buraya Heybeliada denilmesinin sebebi uzaktan bakıldığında heybeye benzemesidir. Sadece güzelliği, temiz havası ve doğasıyla değil, Sanatıryumu, Bahriyesi ve Ruhban ( Papaz ) okulu gibi kuruluşlarıyla da ünlüdür. Aslında yapabilece ve gezebileceğiniz ve zamanınızı huızur içinde geçireceğiniz bir sayfiye yeri. 4 tepeden oluşan Heybeliada, İstanbul adalarının orta yerinde bulunmaktadır. En yüksek tepe Değirmentepe 136 m. yüksekliğindedir. Diğer tepeler, Taşocağı Tepesi, Makarios Tepesi ve Ümit Tepesi’dir. Eski adı Papaz Tepesi olan bu tepe 85 metre yüksekliğinde olup üzerinde Papaz Okulu bulunmaktadır. Askeri alan içerisinde olduğu için burasını gezebilmeniz için mutlaka özel izin almanız gerekmektedir.Dünyaca ünlü eski Ruhban Okulu’nun yani Papaz Okulu’nun bahçesinde manzara muhteşem. Hem bahçe hem de okulun binası gezilmeye değer. Adada 4 tane liman bulumaktadır. Bahriyeli Limanı ve güzel bir koyda bulunan Çam Limanı bunların en önemlileridir. Çamlimanı, özellikle haftasonları tekne ve yatlara ev sahipliği yapıyor. Hava o kadar temiz ki, Heybeli’nin simgesi niteliğindeki Sanatoryum da hemen Çamlimanı’nın üzerine kurulmuş. Çam ağaçları ile deniz de o kadar güzel bir manzara oluşturuyor ki Çamlimanı’nda, buradan ayrılmakta zorlanıyoruz.
Adanın önemli yapıları, Bahriye Okulu, Aye Ofemya Ayazması, Türkiye’nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu (Kuruluş: 1924), Heybeliada’nın ünlü sakinlerinden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi, Abbas Halim Paşa Köşkü, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın artık müze olan evi, Papaz Okulu diğer dini yapılar ve resmi binalardır.
Heybeliada’da birçok farklı yerden denize girmek mümkün. Sadık Bey Plajı da bunların içerisinde en eskisi. Burada Burgazada’yı ve Kaşıkadası’nı karşınıza alıp deniz keyfi yapabilirsiniz. Plajın hemen üzerinde adını buradaki eski değirmenden alan Değirmen Burnu piknik alanı var.
Büyükada’da olduğu gibi araç trafiğine kapalıdır. Gezintiyi fayton yada bisiklet kiralayak yapabilirsiniz. Tabi yürümek istemezseniz. İsterseniz faytonla büyük ya da küçük tur yapın, isterseniz bisiklet ya da yürüyerek gezin hangisini seçerseniz seçin adanın büyük bir kısmını keşfedebilirsiniz.

ULAŞIM: Kabataş, Sirkeci ve Bostancı iskelelerinden kalkan vapur ve deniz otobüsü ile gidiliyor. Bostancı’dan yaklaşık 45 dakika sürüyor. Heybeli’den Bostancı’ya son vapur gece saat ikiye çeyrek kala.

KONAKLAMA: Halki Palas: TEL: 0216 351 00 25, Halki Prenset Pansiyon: TEL: 0216 351 00 39

NE YENİR: Deniz kenarında ve Yalı caddesi üzerinde sıralanan lokantalardan yararlanabilirsiniz. Bu lokantaların menüsü ağırlıkla balıktan oluşmakta. Üç kardeşin işlettiği Mavi Restoran kendi hazırladıkları zeytinyağlıları ile ünlü. Mavi’de fava, karidesli börek ve iskorpit salatasının tadına bakabilirsiniz.

Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »

Burgazada Tanıtımı Resimleri

Eylül 9th, 2009 by recep

Burgazada Tanıtımı Resimleri

Burgazada istanbul adalarının 3. büyük adası. Burasıda şehrin karmaşından kurtulmak için sığınabileceğiniz, deniz ve doğanın bütünleştiği harika bir yer. Alabildiğine deniz, Mavi ve yeşilin iç içe geçtiği bir yer Burgazada. Adaya iner inmez sakinlik ve bir park sizi karşılıyor.
Burgazada yuvarlak bir biçimdedir ve eni boyu yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepesi’dir. Burgazada Sait Faik’le özdeşleşmiştir. Adanın her tarafında izlerini taşımaktadır ve yazdığı birçok eserde buradan bahsettiğini göreceksiniz. Sait Faik’in 1939 yılından ölümüne kadar ( 1954 ) yaşadığı ev artık biz müze. Burası pazartesi hariç hergün saat beş’e kadar halka açık. Gittiğiniz zaman mutlaka ziyeret etmelisiniz. Ada’da ziyaret edebileceğiniz Patrik Methodios’un hapsedildiği zindanın bulunduğu kilise geliyor. Kilise, aslında ayin yapılan pazar günleri ve özel günler dışında kapalı. Giriş holü ile zindan ise, her gün sabah 9′dan akşam 5′e kadar açık.
Burgazada’ya geldiğinizde uğramanız gereken bir başka yer ise Kalpazankaya. Kalpazankaya Burgaz’ın  tam arkasında sakin, gürültüden uzak ve doğal bir koy. Burada sakinliğin ve denizin tadını çıkartıp, kendinizi serin sulara bırakabilirsiniz. Kalpazankaya Kır Gazinosu, Burgazada’nın simgelerinden. Burada akasya, erik, zeytin ve kestane ağaçlarının altında ve nefis bir deniz manzarası eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.
Burada da diğer adalardaki gibi fayton vazgeçilmezlerden. İsterseniz büyük, isterseniz küçük tur yapabilirsiniz. Buradaki fayton gezintilerinin diğer adalardan ayıran özelliği hemen hemen her yerden denizi görebiliyorsunuz. Adayı gezmek için bisiklet ve yürüyüş diğer alternatifler arasında. Size en uygun olanı tercih edip adanın güzelliğini ve sakinliğini keşfetmeye başlıyorsunuz. Adalar Su Sporları Kulübü de iskeleye çok yakın. Üyelik sistemi ile çalışan kulüp, 1963′ten beri Burgazadalılara hizmet veriyor.

ULAŞIM: Burgazada’ya, Sirkeci ve Bostancı İskelelerinden kalkan vapurla gidebilirsizin. Başka bir alternatifiniz ise diğer adalarda olduğu gibi motorlarda sizi Burgazada’ya ulaştıracaktır.

KONAKLAMA: Burada konaklayabileceğiniz tek yer  Burgazada Öğretmenevi: TEL: 0216 381 27 21

NE YENİR: Burgazada’nın size sunduğu cafe, lokanta ve pastahanelerinden yararlanabilirsiniz. Deniz kenarında olduğunuzu ve burada bulunan lezzetli balıkların tadına bakabileceğinizi unutmamalısınız.

Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »

Abant Gölü

Eylül 9th, 2009 by recep

Abant Gölü
Çam ormanlarıyla çevrelenmiş mükemmel bir göl manzarası ve tabiatın size sunduğu eşşiz güzellikte bir tatil yapmak istiyorsun gideceğiniz yer mutlaka Abant olmalıdır. Doğanın size sunduğu tüm olanaklardan faydalanmak için Abant en güzel seçenek. Kuş sesleri, ormanın yeşillikleri arasında göl kenarında bir gezinti. Bol oksijenli havası ve ruhunuzu dinlendirecek bir atmosferle onu ziyerete gelenleri karşılıyor. Gelen misafirlerine geldikleri için pişman etmeden tatillerinin güzel bir şekilde geçmesine olanak sunuyor.
Abant gölü Bolu ilimizin 34 km güney batısında yer alır, 1200 metre yükseklikte bir krater gölüdür, Abant gölünün çevresi 6.5 km. en derin yeri ise 18 metredir. Gölün etrafı çam, köknar, kayın ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Abant gölü hiçbir akarsu ile beslenmediği ve tamamen kaynak suları ile oluşması ile tanınır ayrıca Abant’ın çevresi, bitki ve hayvan türleriyle de oldukça zengindir. Abant Gölü ile çevresi Abant alası ve su samuru koruma alanı. Su samurlarını görebilmek için, sabahları güneş doğmadan samurların yuvalarının olduğu yere gelip beklemek gerekiyor.
Abant denilince akla ilk başta kış turimi gelsede Abant dört mevsimi de farklı tatlarda yaşatıyor.İlkbaharın gelmesiyle gölün yüzeyi nilüferlerle kaplanıyor ve çam ağaçlarının yeşilliği ile renkleniyor. Yazın şehrin bboğucu sıcağından kurtulmak ve kafa dinlemek isteyenler için ideal bir yer. Ormanın tüm yeşil rengi eşsiz göl manzarasıyla bütünleşip gelenlere huzur verir nitelikte. Abant sonbaharı sararan yaprakların gölgesinde başka bir şekilde yaşıyor. Kışkırtıcı güzelliğiyle doğasever gezginleri etkisi altına alıp, kendine hayran bırakıyor. Kışın ise Abant doyumsuz bir kar manzarasıyla karşılıyor sizi. Sanki bembeyaz elbisesini giyip gelen misafirlerini tüm masumiyetini kendine hayran bırakmak istercesine. Kışın gölün yüzeyi buzla kaplanıyor. Ve bu mevsimde gölün çevresinde fayton, at veya kızaklarla dolaşmanız mümkün. Gölün don olmadığı zamanlarda gölde su bisikleti ve sandallarla gezebilmeniz mümkün.
Buraya geldiğinizde mevsimine göre yapabileceğiniz aktiviteler var. Kışın kızaklarla dolaşmak, yazın su bisikletleriyle gölün tadını çıkarmanın dışında burada olta balıkçılığına da izin veriliyor. Gölün çevresini faytonla gezdikten sonra da göl kenarında balık yiyerek manzaranın ve tatilinizin tadını çıkarabilirsiniz.
Bütün mevsimlerinde kendine özel güzelliklerini ne zaman gelirseniz gelin burada yaşayabilirsiniz. Tatiliniz için burayı seçtiyseniz eğer tüm mevsimlerde farklı güzellikte olan Abant’dan ayrılırken dinlenmiş ve huzur içerisinde tatilinizi geçirmiş olarak ayrılacaksınız.

ULAŞIM: Özel aracınızla; Bolu şehir merkezine uzaklığı 33 km olan parka ulaşmak için Ankara-İstanbul karayolu üzerinden yol alırken Bolu civarında Ömerler-Madensuyu sapağından ayrılan yolu takip etmelisiniz. Abant Gölü Tabiat Parkı nın bulunduğu Abant bölgesi Ankara ya 4, İstanbul a üç saat uzaklıkta. Eğer Bolu’ya otobüsle gitmişseniz, kentten Abant’a minibüs seferleri yapılıyor.

KONAKLAMA: Petro Club: TEL: 0374 225 28 70, Büyük Abant Oteli: TEL: 0374 224 50 33, Doğa Köşkü Abant Pansiyon: Abant’a 8 km. Dereceören Köyü, Abant Tel: 0-374 237 11 07

NE YENİR: Bolu Dağı yol boyunca, et ızgara türü lokantalar ve restoranlarla dolu, adımbaşı ocakbaşı keyfi yaşanıyor. Abant yolunda işporta satıcıları, sucukçulara sıkça rastlanıyor. Abant Yolu üzerinde Abant Alabalık Restoran ve Tesisleri bulunuyor. Balık sevenler buradan da yararlanabilirler. Gölün üzerinde mangalda sucuk ve kırmızı şarap oldukça keyifli.

Kategori Karışık Semtler | Yorum yok »

Schauinsland 2010 yaz programını satışa açtı

Eylül 9th, 2009 by recep

Schauinsland 2010 yaz programını satışa açtı

Alman tur operatörü Schauinsland-Reisen 2010 yaz programını satışa açtı. 400’den fazla otelin yer aldığı Schauinsland 2010 yaz programında Mayorka’dan 100, Türkiye ve Tunus’tan da 50’şer otel yer alıyor.

Schauinsland 2010 yaz programında diğer oteller ise Mısır, Kos, Kıbrıs, Kanarya Adaları ve Tayland’daki tesislerden oluşuyor.

Kategori Turizm Haberleri | Yorum yok »

« Önceki yazılar