Heybeliada

Ağustos 29th, 2009 by recep

Heybeliada

Halki Ada, yani Heybeliada. Uzaktan baktığımızda gerçekten bir heybeye benziyor. Vapur adaya yaklaşırken bunu bizzat görebiliyorsunuz. Burada şehirden, gürültüden ve tabii trafikten uzak bir gün geçirebilirsiniz.

Heybeliada’ya ulaşım Kabataş, Sirkeci ve Bostancı iskelelerinden kalkan vapur ve denizotobüsü ile sağlanıyor. Eğer vapur başka bir adaya uğramazsa, Heybeliada’ya Bostancı’dan yaklaşık yarım saat süren keyifli bir deniz yolculuğu sonunda ulaşıyorsunuz.

İskeleye yaklaşırken, sahildeki Deniz Lisesi’ni, yani eski Bahriye Mektebini göreceksiniz. Bu okulun orada olmasından mı bilinmez, vapurdan iner inmez Heybeli’nin , Büyükada ile ne kadar farklı olduğunu görüyorsunuz. Çok daha az gürültü, daha az kalabalık bir ada karşılıyor sizi… Heybeli biraz sanki sakinliğin adası gibi…

İskeleden faytonculara doğru yürürken, çay bahçesinde, Orhan Pamuk’u görüyoruz. Karşısında martılar, aldığı notlara dalmış ama dayanamıyoruz ve hemen soruyoruz, nedir Heybeli’yi sizin için bu kadar özel yapan?

Ve hemen cevap veriyor bize: “Ben doğduktan iki hafta sonra Heybeliada’ya bundan aşağı yukarı 50 yıl önce gelmişim. O zaman bu zaman hep gelirim. Burası yazları benim hayatımin merkezidir. Hala da çok seviyorum. Yazları burada geçiriyorum. Çok da memnunum. Öteki adalar biraz daha orta yukarı sınıfların zenginliklerini gösterme yeridir. Burası daha çok insanların tatil yaptığı dinlediği gerçek bir tatil yeridir. Bir de İstanbul’u olduğu gibi, burayı tanıyorum ve burası artık vücudumun bir parçası olmuş. Buraya alışmışım. Onun için seviyorum. Gerçekten sevdiğiniz yerleri ve kişileri neden sevdiğimizi bilmeyiz, bilmek de istemeyiz. ”

Orhan Pamuk’u yakalamışken sorulmaz mı hemen, “nereyi mutlaka görmek lazım Heybeli’de ” diye… Çamlimanı’na mutlaka gidin diyor bize ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Çamlimanı’nda geçen hikayesini hatılatıyor.

Biz de hemen Orhan Pamuk’un tavsiyesine uyuyoruz ve faytona biner binmez, arabacıya, Çamlimanı’na gitmek istediğimizi söylüyoruz.

Biz Çamlimanı’na faytonla gidiyoruz ama adayı keşfetmenin yolu yürümek tabii ki. Zaten daha yolda burayı görür görmez içiniz ferahlamaya başlıyor çünkü burası tam anlamıyla cennetten bir köşe.

Çamlimanı, özellikle haftasonları tekne ve yatlara ev sahipliği yapıyor. Hava o kadar temiz ki, Heybeli’nin simgesi niteliğindeki Sanatoryum da hemen Çamlimanı’nın üzerine kurulmuş.

Çam ağaçları ile deniz de o kadar güzel bir manzara oluşturuyor ki Çamlimanı’nda, buradan ayrılmakta zorlanıyoruz.

Faytonlar Heybeliada’nın vazgeçilmezi. Nefis bir manzara ve çam ağaçları eşliğinde adayı dolaşmak son derece keyifli.

Çamlimanı yakınında Heybeliada’nın en ünlü manastırlardan biri olan Terk-i Dünya manastırına da uğruyoruz. Manastır, hakikaten adına yakışır bir sessizlik içinde.

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ahmet Rasim ve Hüseyin Rahmi Gürpınar da yıllarca Heybeliada’da yaşamış. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ağaçlar içindeki evi şimdi müze haline getirilmiş.

İsmet İnönü’nün evinin önünden de geçiyoruz faytonla. Biraz bakımsız kalmış ev doğrusu ama müze olarak gezilebiliyor.

Halki Palas Oteli sadece Heybeliada’nın değil, İstanbul’un da en eski otellerinden biri. Eski ama geçirdiği yangından sonra son derece konforlu ve modern bir şekilde restore edilmiş. Biz de burada kalmasak bile balkonunda bir çay içelim diyoruz.

Halki Palas, ikinci derecede tarihi eser olduğu için, yangından sonra dışı tamamen eskisine göre yapılmış. Odalarıysa her türlü donanıma sahip. Bazı odalar deniz veya çam ormanı manzaralı.

Otelin lobisinde birisi size ıslık çalarsa sakın şaşırmayın. Halki Palas’ın papağanı Koko’dur nasılsa…

Heybeliada’nın en yüksek tepelerinden biri olan Ümit Tepesi üzerindeki Ruhban Okulu da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Ama önce mutlaka özel izin alınması gerekiyor.

Dünyaca ünlü eski Ruhban Okulu’nun yani Papaz Okulu’nun bahçesinde manzara muhteşem. Hem bahçe hem de okulun binası gezilmeye değer.

Heybeliada’da birçok farklı yerden denize girmek mümkün. Sadık Bey Plajı da bunların içerisinde en eskisi. Burada Burgazada’yı ve Kaşıkadası’nı karşınıza alıp deniz keyfi yapabilirsiniz.

Sadık Bey Plajı, İsmet İnönü’nün ünlü çivileme atlayışlarını yaptığı yerlerden biri. Hala genç yaşlı birçok adalı buradan denize giriyor.

Plajın yukarısında Değirmen Burnu piknik alanı var. Burası adını tepedeki eski değirmenden alıyor.

Tepeleri çevreleyen yollarda, çamların içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahları da çok. İster faytonla küçük ya da büyük tur yapın, ister yürüyün, adanın büyük bölümünü bir günde keşfedebilirsiniz.

Heybeli’nin lokantaları denizin kenarında Yalı Caddesi üzerinde sıralanıyor. Mavi Restaurant da balık lokantaları içinde en iyilerden biri. Menü de tabii ki balık ve deniz ürünleri ağırlıklı.

Heybeli’deki sıra sıra balık lokantalarının hemen hepsi benzer menüler sunuyor. Üç kardeşin, Nigar, Fikriye ve Faruk kardeşlerin işlettiği Mavi Restaurant kendi hazırladıkları zeytinyağlıları ile ünlü. Mavi’de fava, karidesli börek ve iskorpit salatasının tadına bakmakta yarar var.

Kediler de nasibini alıyor tabii balıklardan, etraf balık lokantası dolu olunca. Yemekler leziz, manzara şahane, ama manzarayı bozan deniz otobüsü iskelesini görmezden gelirseniz tabii. Sahilde tam ortada kurulmuş olan iskele görüntüyü bozuyor doğrusu.

Heybeliada’da geçen bir günü özetlemek için bence tek bir kelime var: Huzur. Bunu adanın her köşesinde hissedebiliyorsunuz. İşte bu yüzden Heybeli’yi bırakıp şehrin karmaşasına dönmek çok zor geliyor.

Heybeli’den ayrılmak gerçekten zor ama geç saatlerde de vapurlar var. Heybeli’den Bostancı’ya son vapur gece saat ikiye çeyrek kala.

Kategori Balayı Adaları, Karışık Semtler, Kategorilenmemiş | Yorum yok »

Türkiyenin Kayak Merkezleri

Ağustos 29th, 2009 by recep

Türkiyenin Kayak Merkezleri

Kayak Cenneti Türkiye

Türkiye’de bulunan kayak merkezlerinin başında Ağrı-Bubi Dağı, Ankara-Elmadağ, Antalya-Saklıkent, Bingöl-Yolaçtı, Bitlis-Merkez, Bolu- Kartalkaya, Bursa-Uludağ, Elazığ-Sivrice Hazarbaba, Erzincan-Bolkar, Erzurum-Palandöken, Gümüşhane-Zigana, Isparta-Davraz,İzmir-Ödemiş Bozdağ, Kastamonu-Ilgaz, Kars-Sarıkamış, Kayseri-Erciyes yer alıyor. Ülke genelinde kayak merkezlerinin sayısı hızla artarken 20’den fazla ilde de kayak kulüpleri faaliyet gösteriyor. Türkiye’de bulunan belli başlı kayak merkezleri şöyle:

AĞRI-BUBİ DAĞI:

Ağrı ili sınırları içinde yer alan kayak merkezi, Ağrı şehir merkezine 18 kilometre mesafedeki Bubi Dağı’nda kurulu. Karasal iklimin hüküm sürdüğü kayak merkezinde kayak için en uygun sezon Aralık-Nisan ayları. Alpin çayırlarla kaplı merkezde, kayak mevsiminde kar yüksekliği 1-2 metreyi buluyor. Kayak merkezinde uzunluğu 1227 metre olan 600 kişi/saat kapasiteli teleski hizmet veriyor.

ANKARA-ELMADAĞ:

Merkez, Ankara ili sınırları içinde, Elmadağ’ın kuzey yamaçlarında yer alıyor. Ankara’ya 18 kilometre uzaklıkta olan kayak merkezine ulaşım üniversite araçları ve özel araçlarla mümkün. Kayak merkezi Elmadağ’ın kuzey yamaçlarında, 1500-1850 metre yükseklikte bulunurken, pistler ağaçsız ve alpin çayırlarla kaplı. Merkezde kayak sezonu Ocak-Mart arasında yapılırken, kar kalınlığı 30-60 santimetre arasında değişiyor. Merkezde, 548 metre uzunluğunda saatte 720 kişi kapasiteli bir adet teleski bulunurken, pist kolay ve orta zorluk derecelerinde.

ANTALYA-SAKLIKENT:

Akdeniz Bölgesi’nde Antalya’nın batısında Beydağları üzerinde, Antalya kent merkezine 50 kilometre kuzeybatıda yer alan kayak merkezi, Antalya’ya yakınlığı nedeni ile bir günde iki mevsimin birden yaşanabilen ender yerlerden biri. İki bin 747 metre yüksekliği olan Bakırlı Dağı’ndaki kayak merkezinde, kayak alanı 2300-2000 metre arasında. Kar yağışına bağlı olarak kayak mevsimi 2-3 ay sürüyor. Merkezde, 240 kişi/saat ve 340 kişi/saat kapasiteli 600 ve 800 metrelik 2 adet teleski hizmet veriyor.

BİNGÖL-YOLAÇTI:

Kayak merkezi Bingöl ili sınırları içinde bulunuyor. Şehir merkezine olan uzaklığı ise 25 kilometre. Karasal iklime sahip kayak merkezinde kayak sezonu aralık ayında başlayıp, mart ayına kadar devam ediyor. Merkezde, uzunluğu 925 metre olan 500 kişi/saat kapasiteli, 499 teleski tesisi bulunuyor. Pist uzunluğu bin metre olan tesisin, acemi ve ileri düzey kayakçılar için güzergahlar bulunuyor.

BİTLİS-MERKEZ:

Diyarbakır-Tatvan-Van karayolu üzerinde, Van Gölü’nün yaklaşık 25 kilometre güneydoğusunda yer alan merkezde kayak sezonu aralık ayında başlıyor ve nisan ayına kadar devam ediyor. Kayaktesisleri batıdaki Altınkalbur Dağları’nda yer alıyor. Uzunluğu 726 metre, kapasitesi 720 kişi/saat olan bir adet teleski tesisi bulunuyor. Pistler orta ve zor düzeyde zorluk derecelerinde.

BOLU-KARTALKAYA:

Kartalkaya, Bolu il merkezinin güneydoğusunda, Köroğlu Dağları üzerinde yer alıyor. Alp kayağı, kayaklı koşu ve tur kayağı için çok uygun koşullara sahip. Kayak alanı 1850-2200 metre yükseklik kuşağı üzerinde yer alırken, yöre, yarı ılıman iklime sahip.Kayak için en uygun zaman ise 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasında. İki adet telesiej, 6 adet telesiki ve 3 adet baby lift olmak üzere toplam 11 mekanik tesiste toplam taşıma kapasitesi 6000 kişi/saat.

KIŞ KLASİĞİ, BURSA-ULUDAĞ:

Bursa’nın 36 kilometre güneyinde yer alan Uludağ, ülkenin en gözde kış sporları merkezi. Uludağ kayak merkezi Alp ve Kuzey disiplini ile “Tur kayağı” ve “Helikopterli kayak” uygulamaları bakımından uygun coğrafya şartlarına sahip. Kayak dışındatesislerde, snow board, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktivitelerde de bulunabiliyor. Kayak alanı 1750-2543 metre yükseklik arasında. Kayak için uygun zaman 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındaki dönem. Normal kış koşullarında üç metre dolayında kar yağışı alan yöre, mevsim başında toz kar, sonunda ise ıslak kar niteliği gösteriyor. Oteller bölgesinde8 telesiyej, 7 telesiki olmak üzere 15 mekanik tesiste 11. bin kişi/saat kapasite mevcut.

ELAZIĞ-SİVRİCE HAZARBABA:

Sivrice İlçesi sınırlarında Hazarbaba Dağı’nda bulunan merkez, Elazığ’a 25 kilometre uzaklıkta. İki bin 347 metre zirvesi bulunan Hazarbaba Dağı’nda normal kış koşullarında kar kalınlığı 100-200 santimetre civarında. Kayak sezonu aralık ayında başlıyor ve mart ayına kadar devam ediyor. Tesisin mevcut tele-ski tesisi, 2000 yılında büyütülerek 1700 metreye çıkarılmış, kayak pisti geliştirilerek amatör ve profesyonel kayakçılara rahat kayma imkanı sağlamış.

ERZİNCAN-BOLKAR:

Merkez Erzincan’a 40 kilometre mesafede ana yol güzergahında Bolkar Dağları’nda kurulu. Kayak mevsiminin aralık ayındabaşladığı merkezde nisan ayına kadar kayak yapılabiliyor. Kayak merkezinde 1050 metre uzunluğunda, 1200 kişilik bir teleski tesisi ile300 metre uzunluğunda baby-lift tesisi bulunuyor.

DOĞU ANADOLU’NUN ZİRVESİ, ERZURUM - PALANDÖKEN:

Üç bin 185 metre zirveye sahip Palandöken Dağları, Erzurum’un güneyinde yer alıyor ve doğu-batı yönünde uzanıyor. Türkiye’nin en yüksek ve soğuk illerinden biri olan Erzurum’da, sert kara iklimi hüküm sürerken, yılın 150 günü karla örtülü. Kayak alanı 2200-3176 metre yükseklik kuşağı üzerinde yer alırken, karasal iklim nedeniyle, mevsim boyunca “toz kar” üzerinde kayak yapılıyor. 10 Aralık-10 Mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zaman. Kayak Merkezinde 5 adet telesiyej, 1 adet teleski, 2 adet baby lift ve 1 adet gondol lift hizmet veriyor.

GÜMÜŞHANE-ZİGANA:

Zigana Kayak Merkezi Gümüşhane il sınırları içerisinde. Kayak merkezi Gümüşhane’ye 40 kilometre, Trabzon’a ise 60 kilometre mesafede. Genellikle ormanlık alan ile kaplı olan kayak merkezinde kayak alanları 1900-2500 metre yüksekliklerinde ve çim ile kaplı. Merkezde, kayak sezonu aralık ayında başlıyor ve nisan ayına kadar devam ediyor. Kayak merkezinde bir adet teleski, bir adet Baby-Lift tesisi bulunmaktadır. tesisin uzunluğu 661 metre kapasite ise 843 kişi/saat.

ISPARTA-DAVRAZ:

Merkez, Isparta il sınırları içerisinde il merkezine 26 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Karasal İklimin hüküm sürdüğü merkezde, kayak mevsimi aralık-nisan ayları arası. Çıplak yapıya sahip olan dağda, çeşitli kış sporlarına imkan veren parkurlar bulunuyor. Uzunluğu 1155 metre olan, 1000 kişi/saat kapasiteli telesiyej tesisi mevcut.

İZMİR-ÖDEMİŞ BOZDAĞ:

Tesis, İzmir ili, Ödemiş İlçesi, Bozdağı Köyüsınırları içinde Bozdağı’nda kurulu bulunuyor. İzmir’e 110 kilometre uzaklığında olan merkezde, aralık ayından mart ayına kadar kayak yapılabilmekte. Kayak alanları 1700-2157 metre yükseklikleri arasında.Özellikle dağın kuzeye bakan yamaçlarında Alp disiplini kayak uygulamaları yapmak için elverişli ortam bulunuyor.

KASTAMONU-ILGAZ:

Merkez, Kastamonu ve Çankırı illeri sınırında zirvesi 2850 metre olan Ilgaz Sıradağları üzerinde, Ilgaz Milli Parkı içerisinde yer alıyor. Karasal İklime sahip bölgede hakim rüzgar yönü kuzey-kuzeybatı yönlerinde. Kayak mevsimi aralık ayında başlayıp nisanayına kadar sürüyor. Kayak merkezinde bir adet çift iskemleli telesiyej tesisi ile 1 adet teleski tesisi bulunuyor. 700 m. uzunluğundaki telesiyej tesisi 700 kişi/saat kapasitede, 950 m. uzunluğundaki teleski 1000 kişi/saat kapasitede.

KARS-SARIKAMIŞ:

Kars-Sarıkamış ilçe merkezinin güneydoğusunda yer alan merkez, 2634 metre yükseklikte bulunuyor. Kars’a 55 kilometre mesafedeki merkez, kar kalitesi açısından önem kazanıyor. Çamlar arasında toplam 12 kilometreyi bulan 5 etaplı piste sahip 2500 rakımlıCıbıltepe’nin muhteşem bir doğal güzelliği var. Cıbıltepe’nin kristal karla kaplı olması ise onu kayakçılar açısından daha cazip hale getiriyor. Sarıkamış’ta kayak için en uygun zaman 20 Aralık-20 Mart tarihleri arası. Sarıkamış ve çevresi, Alp disiplini, Kuzey disiplini ve tur kayağı etkinlikleri için çok uygun koşullara sahip. Merkezde 2 adet telesiyej, 1 adet teleski tesisi hizmet veriyor.

KAYSERİ-ERCİYES:

Orta Anadolu’nun en yüksek doruğu olan Erciyes Dağı Kayseri ilinin 25 kilometre güneyinde bulunuyor. Sönmüş bir volkan olan dağın yüksek kısımları yılın her mevsiminde kalıcı karlarla örtülü. Merkez, dağın kuzey yamaçlarında yer alan Tekir Yaylası üzerinde. Kayak için en uygun zaman 20 Kasım-20 Nisan tarihleri arası. Normal kış koşullarında kar kalınlığı 2 metre dolayında bulunuyor. Yaz kayağı, tur kayağı ve helikopterli kayak yapılması mümkün. Kayak merkezinde toplam 1905 kişi/saat 2 adet teleski ve 1 adet telesiyej olmak üzere 3 adet mekanik tesis mevcut.

Kategori Balayı Adaları, Karışık Semtler, Kategorilenmemiş | Yorum yok »

« Önceki yazılar